HIPEC, “Hyperthermic Intraperitoneal Chemotherapy” ifadesinin kısaltmasıdır. Türkçede en sık karın içi sıcak kemoterapi olarak anılır. Bu yöntem, karın içine yayılım göstermiş bazı kanser türlerinde, ameliyat sırasında uygulanan özel bir tedavi yaklaşımıdır. Temel mantık şudur: önce cerrahi ile görülebilen tümör yükü olabildiğince azaltılır, ardından karın boşluğu içine ısıtılmış kemoterapi dolaştırılır. Ulusal Kanser Enstitüsü’nün tanımına göre HIPEC, ameliyat sırasında karın boşluğuna ısıtılmış kanser ilacı verilmesi esasına dayanır ve özellikle peritona, yani karın zarına yayılmış hastalıklarda kullanılır.
Bu nedenle HIPEC’i yalnızca “bir kemoterapi türü” gibi görmek eksiktir. Çünkü burada asıl tedavi, yalnızca ilacın verilmesi değil; cerrahi + bölgesel kemoterapi + doğru hasta seçimi üçlüsünün birlikte planlanmasıdır. NICE’in teknik özetinde bu işlem iki temel bölümden oluşur: ilk bölümde sitoredüktif cerrahi ile görünen tümörler çıkarılır, ikinci bölümde ise karın boşluğu ısıtılmış kemoterapi sıvısıyla belirli bir süre yıkanır. Yani HIPEC, klasik poliklinik kemoterapisi gibi ayakta verilen bir tedavi değildir; ileri cerrahi altyapı, anestezi desteği ve ameliyat sonrası yakın takip gerektiren kompleks bir işlemdir.
Karın içine yayılmış kanserlerde temel sorun, hastalığın sadece tek bir organda kalmamasıdır. Tümör hücreleri karın zarına, omentuma, bağırsak yüzeylerine, diyafram altına, pelvis içine ya da karaciğer yüzeyine yayılabilir. Bu tür yayılım, peritoneal metastaz veya peritoneal karsinomatozis gibi kavramlarla ifade edilir. NICE, peritoneal karsinomatozisi başka bir bölgeden kaynaklanan kanserin karın boşluğunu döşeyen zar yapısına yayılması olarak tanımlar; bunun bağırsak tıkanıklığı, sıvı birikimi ve ağrı gibi ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirtir. HIPEC’in mantığı da tam burada ortaya çıkar: yalnızca büyük kitleleri değil, ameliyattan sonra geride kalabilecek mikroskobik hastalık yükünü hedeflemek.
👉 HIPEC tedavisi hakkında genel bilgiye ana sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
Kısaltmayı açarsak, sistemin mantığı daha net anlaşılır. “Hyperthermic” ısıtılmış anlamına gelir. “Intraperitoneal” karın boşluğu içine, yani periton içine uygulamayı ifade eder. “Chemotherapy” ise kanser hücrelerini hedefleyen ilaçların kullanılmasıdır. Bu üç terim birleştiğinde HIPEC, ameliyat sırasında karın içine ısıtılmış kemoterapi verilmesi anlamına gelir. NCI tanımı da bunu açıkça söyler: ısıtılmış antikanser ilaç çözeltisi ince bir tüp aracılığıyla doğrudan karın boşluğuna verilir ve işlem, mümkün olduğunca fazla tümör dokusu çıkarıldıktan sonra uygulanır.
Buradaki “ısıtılmış” kısmı sıradan bir ayrıntı değildir. Isı, tedavinin mekanizmasının merkezindedir. NICE özetinde kemoterapi sıvısının 40°C ile 48°C arasında verilebildiği, uygulamanın da 30 ila 120 dakika sürebildiği belirtilir. Isı uygulanmasının amacı, ilacın karın içi yüzeylere daha etkili temas etmesini sağlamak ve kalan mikroskobik hücreler üzerinde bölgesel etki oluşturmaktır. Bu yüzden HIPEC, damar yolundan verilen sistemik kemoterapinin birebir aynısı değildir; uygulama alanı, hedefi ve tedavi mantığı farklıdır.
HIPEC’in nasıl yapıldığını anlamak için tedaviyi iki ana basamakta düşünmek gerekir. Birinci basamak sitoredüktif cerrahi, ikinci basamak ise karın içi sıcak kemoterapi uygulamasıdır. Sitoredüktif cerrahinin amacı, karın içindeki gözle görülebilen tümör odaklarını mümkün olduğunca ortadan kaldırmaktır. Çünkü HIPEC, büyük kitleleri eritmek için değil; cerrahi sonrası geride kalabilecek gözle görülemeyen hücreleri hedeflemek için tasarlanmıştır. NCI de HIPEC’in, tümör dokusunun mümkün olduğunca çıkarılmasından sonra verildiğini belirtir.
Sitoredüktif cerrahi çoğu zaman kapsamlı bir ameliyattır. NICE dokümanı, bu ameliyatın sağ kolon, dalak, safra kesesi, midenin bir kısmı, omentumlar, periton yüzeyleri, pelvik yapılar ve bazı olgularda rektum gibi alanları içerebilecek genişlikte olabileceğini yazar. Bu tek başına bile HIPEC’in neden “ileri merkez işi” olduğunu gösterir. Yani bu tedavi, sadece karına ilaç verilip çıkılan basit bir prosedür değildir; bazen çok sayıda organ ve periton yüzeyinin temizlenmesini gerektiren büyük bir onkolojik cerrahi sürecin devamıdır.
Cerrahi tamamlandıktan sonra ikinci aşama başlar. Karın boşluğu, özel bir dolaşım sistemi yardımıyla ısıtılmış kemoterapi sıvısı ile doldurulur. Bu sıvı belirli bir süre karın içinde dolaştırılır. Amaç, karın iç yüzeylerinin mümkün olduğunca bu ilaçla temas etmesini sağlamaktır. Uygulama sonunda sıvı boşaltılır ve ardından ameliyat sonlandırılır. NICE, bu işlemin açık ya da kapalı teknikle yapılabileceğini ve sürenin genel olarak 30 ila 120 dakika arasında değişebildiğini bildirir. Bazı kanser türlerine yönelik NCI hasta sayfalarında ise belirli merkezlerde yaklaşık 2 saate varan uygulamalardan söz edilir.
HIPEC’in adında “sıcak” vurgusu boşuna değildir. Bölgesel kemoterapiye ısı eklenmesi, tedavinin teorik ve pratik tarafının önemli bir parçasıdır. Isı, ilacın karın içi yüzeylere temas ve penetrasyon özelliklerini artırmayı hedefler. Ayrıca bazı tümör hücreleri daha yüksek sıcaklıklarda daha hassas hale gelebilir. NICE özeti, kemoterapi sıvısının karın içi yüzeylere daha eşit dağılmasını ve mikroskobik kalıntılara ulaşmasını amaçladığını belirtir. Yani burada ısı, yalnızca “ekstra bir ayrıntı” değil; tedavi mantığını güçlendiren bir unsurdur.
Ancak bu nokta bazen internette abartılır. “Sıcak kemoterapi tüm tümörleri yakar bitirir” tarzı ifadeler tıbben doğru değildir. Doğru ifade şu olmalıdır: HIPEC, cerrahi sonrası geride kalabilecek mikroskobik hastalığı hedefleyen, belirli hasta gruplarında değerlendirilen bir bölgesel kemoterapi yaklaşımıdır. Isı, tedavi mantığını destekler; fakat tek başına mucizevi bir güç değildir. Bu nedenle HIPEC’i doğru anlatırken hem etkinlik potansiyelini hem de sınırlarını birlikte söylemek gerekir.
HIPEC her kanser türü için standart bir seçenek değildir. Kullanım alanı daha çok karın zarına yayılım gösteren seçilmiş hastalıklar ile ilişkilidir. NICE, peritoneal metastazların en sık gastrointestinal ve jinekolojik kökenli malignitelerden kaynaklandığını yazar. NCI de HIPEC’in özellikle peritona yayılmış kanserlerde en sık kullanıldığını belirtir. Bu çerçevede HIPEC en çok şu başlıklarda gündeme gelir: kolorektal kaynaklı peritoneal metastazlar, psödomiksoma peritonei, seçilmiş over/peritoneal kanser olguları, bazı mide kanseri olguları ve peritoneal mezotelyoma gibi durumlar.
Kolorektal kanserin karın zarına yayılması, HIPEC literatüründe en çok tartışılan alanlardan biridir. Bu başlık için sitede ayrı bir sayfa açman doğru olur: “Kolorektal Kanserin Periton Yayılımı ve HIPEC”. Çünkü bu hasta grubunda arama niyeti nettir; kullanıcı doğrudan hastalığının adına göre içerik arar. Aynı şekilde “Periton Karsinomatozisi ve HIPEC” sayfası da çekirdek sayfalardan biri olmalıdır. Karın içine yayılım gösteren hastalık mantığını anlatırken bu iç linkleri kullanmak, hem kullanıcıyı taşır hem de sitenin konusal omurgasını güçlendirir.
Psödomiksoma peritonei, HIPEC ile en çok ilişkilendirilen özel durumlardan biridir. Appendiks kökenli müsinöz tümörlerle bağlantılı olabilen bu tablo, karın içinde jel kıvamında birikim ve yaygın peritoneal tutulumla seyredebilir. Bu nedenle “Psödomiksoma Peritonei (PMP) ve HIPEC” sayfası da ayrı açılmalıdır. Metnin içinde bu sayfaya link vermek, genel tanım sayfasını yalnızca bilgilendirici bırakmaz; aynı zamanda alt sayfalara güç aktaran ana merkez haline getirir.
Over kanseri ve primer peritoneal kanser alanında ise NCI, HIPEC’in ameliyat sırasında kullanılan ve üzerinde çalışılan bir yaklaşım olduğunu açıkça belirtir. Bu ifade önemli; çünkü her kullanım alanının kanıt düzeyi ve uygulama yaygınlığı aynı değildir. O yüzden sitede anlatım dili de buna göre kurulmalıdır. “HIPEC over kanserinde kullanılır” gibi genelleyici cümle yerine, “seçilmiş hastalarda ve uygun klinik çerçevede değerlendirilir” ifadesi daha doğrudur.
Mide kanseri tarafında da benzer bir dikkat gerekir. NCI, mide kanserinde HIPEC’in araştırılan ve bazı merkezlerde sunulabilen bir bölgesel kemoterapi yaklaşımı olduğunu yazar. Yani burada da kör bir kesinlik dili değil, seçilmiş ve merkez deneyimine bağlı bir çerçeve kullanılmalıdır. Bu yüzden “Mide Kanserinde HIPEC” sayfasını açarken, tedaviyi herkes için geçerliymiş gibi sunmamak gerekir. Doğru dil, güven üretir; abartılı dil ise hem hasta güvenini hem de sitenin ciddiyetini bozar.
Hayır. HIPEC’in en kritik kelimesi “seçilmiş”tir. Bu tedavi, adı duyulduğu için ya da internette umut verici bulunduğu için herkese uygulanabilecek bir yöntem değildir. NCI ve NICE kaynakları HIPEC’in, ameliyatla birlikte planlanan özel bir prosedür olduğunu; yani öncesinde ciddi bir değerlendirme gerektiğini gösterir. Pratikte hasta seçimi yapılırken hastalığın karın içindeki yaygınlığı, tümör biyolojisi, hastanın performans durumu, eşlik eden hastalıkları ve cerrahiyle anlamlı bir temizleme yapılıp yapılamayacağı değerlendirilir.
Bu nedenle HIPEC’in en önemli basamağı çoğu zaman ameliyat günü değil, ameliyattan önceki karar aşamasıdır. Çünkü yanlış hastada yapılan çok büyük ameliyatlar faydadan çok yük getirebilir. Özellikle yaygın hastalık yükü, kontrolsüz ekstraabdominal hastalık, zayıf genel durum veya cerrahiyle yeterli sitoredüksiyon yapılamayacağının düşünüldüğü tablolar, kararı zorlaştırır. Bu noktada sitenin dili çok net olmalı: HIPEC bir “her şeye çözüm” yöntemi değildir; uygun olmayan hastada fayda sağlamayabilir.
Bu yüzden ana sayfada kullandığın slogana paralel biçimde, bu sayfada da aynı omurga hissedilmelidir: Doğru hasta, doğru karar, doğru cerrahi. İçerik bunu desteklemelidir. Sırf SEO için her yerde “HIPEC tedavisi yapılır” demek yerine, “uygunluk ayrıntılı değerlendirme ile belirlenir” demek daha güvenilir ve tıbben daha doğru bir çizgidir.
HIPEC’in amacı, karın içinde cerrahi olarak çıkarılamayan fakat mikroskobik düzeyde kalmış olabilecek tümör hücrelerini hedeflemektir. NICE, prosedürün amacını semptomları azaltmak, yaşam kalitesini iyileştirmek ve bazı hasta gruplarında sağkalım üzerinde olumlu etki hedeflemek olarak özetler; ancak aynı doküman bunun güvenlik ve etkinlik açısından prosedür değerlendirmesi niteliğinde olduğunu, her hasta için tek tip sonuç anlamına gelmediğini de vurgular. Yani HIPEC’in amacı nettir ama sonucu otomatik değildir.
Bunu daha açık söyleyelim: HIPEC’in hedefi, büyük tümörleri “eritmek” değildir. Büyük kitleleri çıkaran bölüm cerrahidir. HIPEC ise cerrahi sonrası karın içinde kalabilecek milimetrik ya da mikroskobik hastalığa bölgesel müdahale etmeyi amaçlar. Bu farkın doğru anlatılması önemlidir. Çünkü hasta tarafında en sık yanlış anlaşılan nokta, “sıcak kemoterapi veriliyor, demek ki içeride ne varsa hepsini bitiriyor” algısıdır. Tıbbi gerçek bu kadar basit değildir.
Hayır. Sistemik kemoterapi, genellikle damar yoluyla verilir ve bütün vücudu etkiler. HIPEC ise bölgesel bir uygulamadır; ameliyat sırasında doğrudan karın boşluğuna verilir. NCI, bunu açık şekilde bölgesel kemoterapi mantığında tanımlar. Mide ve over kanseri hasta sayfalarında da ısıtılmış ilacın peritoneal boşluğa verildiği ve cerrahi ile kombine edildiği belirtilir. Bu yüzden HIPEC, klasik onkoloji ünitesinde düzenli kürler halinde verilen damardan kemoterapinin yerine geçen basit bir alternatif değildir. Bazı hastalarda sistemik tedaviler ile birlikte genel tedavi planının bir parçası olarak düşünülür.
Burada sitede kullanacağın ifade şu olmalı: HIPEC, standart damar içi kemoterapinin kopyası değil; ameliyat sırasında uygulanan bölgesel bir yöntemdir. Bu cümle hem hasta eğitimini güçlendirir hem de sayfanın arama niyetine tam oturur.
Çünkü HIPEC tek başına bir ilaç uygulaması değil, büyük bir onkolojik cerrahi ekosistemidir. NICE, sitoredüktif cerrahinin “extensive and complex” yani kapsamlı ve kompleks olduğunu açıkça belirtir. Aynı dokümanda, birden fazla organ rezeksiyonu, periton yüzeylerinin sıyrılması, karaciğer yüzeyinden tümör temizliği, pelvik organların çıkarılması gibi büyük cerrahi bileşenler tarif edilir. Bu, işlemin neden deneyimli ekip ve donanımlı merkez gerektirdiğini açıklamaya yeter.
HIPEC planlanan hastalarda yalnızca cerrah değil; anestezi, yoğun bakım, ameliyathane ekibi, onkoloji, radyoloji ve patoloji de sürecin parçasıdır. Özellikle ameliyat sonrası dönem önemlidir. Çünkü bu tür büyük cerrahilerde hastanın sıvı dengesi, bağırsak fonksiyonları, enfeksiyon riski, beslenme yönetimi ve genel toparlanma süreci dikkatle takip edilmelidir. İşte bu nedenle HIPEC’i anlatan bir sayfada “ileri merkez”, “multidisipliner yaklaşım” ve “seçilmiş hasta” kavramlarının sık geçmesi gerekir.
Uygun hastada düşünüldüğünde HIPEC’in teorik ve pratik bazı avantajları vardır. En önemli avantaj, ilacın doğrudan hastalığın bulunduğu karın içi alana uygulanmasıdır. Böylece bölgesel yoğunlaşma hedeflenir. Ayrıca cerrahi ile birlikte aynı seansta uygulanması, görünen ve görünmeyen hastalık yükünü aynı süreç içinde ele alma düşüncesine dayanır. NCI’nin tanımı da bu mantığı destekler: görünür tümör dokusu çıkarıldıktan sonra geride kalan hücreleri hedeflemek için kullanılır.
Bir diğer avantaj, tedavinin doğrudan karın içi yüzeylerle temas etmesidir. NICE, ısıtılmış kemoterapi sıvısının intraabdominal yüzeylere dağıtıldığını ve cerrahinin gözden kaçırabileceği hücreleri hedeflemeyi amaçladığını yazar. Bu, özellikle peritoneal yüzey hastalığında HIPEC’in neden ayrı bir kategori olarak ele alındığını açıklar.
Ama burada denge şarttır. Avantajları anlatırken “mükemmel”, “kesin sonuç”, “yüksek başarı garantisi” gibi ifadeler kullanmak yanlış olur. Doğru ifade şu çizgide kalmalıdır: HIPEC, uygun hasta grubunda değerlendirilebilen ileri bir seçenektir; faydası doğru hasta seçimine ve cerrahi başarısına yakından bağlıdır.
Her güçlü tedavi yaklaşımının sınırı vardır. HIPEC’in de vardır. Birincisi, HIPEC cerrahinin yerini almaz; cerrahinin tamamlayıcı parçasıdır. Eğer görünen tümör yükü anlamlı biçimde temizlenemiyorsa, HIPEC’ten beklenen fayda sınırlanabilir. İkincisi, karın dışı yaygın hastalık varlığında tedavinin anlamı farklılaşabilir. Üçüncüsü, her tümör biyolojisi aynı değildir; aynı miktar hastalık yükü iki farklı kişide aynı sonucu vermez.
Dördüncüsü, bu işlem büyük ameliyat yükü taşır. NICE, prosedürün genel anestezi altında yapılan kapsamlı ve kompleks cerrahi olduğunu net biçimde belirtir. Bu da demektir ki HIPEC, “deneyelim, olmazsa olmaz” şeklinde hafif bir karar değildir. Karar aşaması ciddi, seçici ve disiplinli olmak zorundadır.
HIPEC tamamlandıktan sonra süreç bitmez; aksine ikinci kritik dönem başlar. Büyük onkolojik cerrahilerden sonra hastanın yakın izlenmesi gerekir. Hastanede kalış süresi, yapılan cerrahinin kapsamına, eşlik eden organ rezeksiyonlarına, bağırsakların ne kadar etkilendiğine ve hastanın genel toparlanma hızına göre değişebilir. Bu nedenle HIPEC için başvuran hastaya sadece “ameliyat olur çıkar” mantığıyla yaklaşmak yanlıştır.
Sitenin bu sayfasında şunu açık söylemek gerekir: HIPEC tedavisi yalnızca ameliyat anı değil, ameliyat sonrası takibi de kapsayan bir süreçtir. Böyle yazmak hem ciddiyet sağlar hem de gerçekçi beklenti kurar. Kullanıcı güveni tam burada oluşur; sen abartmadığında.
Peritoneal yayılım gösteren hastalıklar genellikle tek uzmanlık alanıyla yönetilmez. Görüntüleme, patoloji, sistemik tedavi planı, cerrahi fizibilite ve ameliyat sonrası bakım birlikte düşünülür. NICE’in genel çerçevesi de prosedürün kapsamlı bir onkolojik yaklaşımın parçası olduğunu gösterir. Bu nedenle HIPEC sayfasında “dosya değerlendirmesi”, “rapor inceleme”, “uygunluk analizi” gibi CTA’lar yer almalıdır. Çünkü hasta için asıl ihtiyaç çoğu zaman bilgi değil, uygun aday olup olmadığını anlamaktır.
Bu, dönüşüm açısından da önemlidir. Kullanıcı siteye “HIPEC nedir” diye girer; ama zihnindeki gerçek soru çoğu zaman şudur: “Benim için uygun mu?” İşte metnin iç linkleri ve CTA’ları bunu taşımalıdır. Ana sayfaya, iletişim bölümüne ve ilgili hastalık sayfalarına bu nedenle doğal geçişler kurulmalıdır.
Hayır. Bunu net söylemek gerekir. İnternette bazı içerikler HIPEC’i gereğinden fazla parlatır. Bu kısa vadede dikkat çekse bile uzun vadede güveni bozar. NCI ve NICE kaynaklarının dili böyle değildir; her ikisi de HIPEC’i tanımlar, nerede ve nasıl kullanıldığını açıklar, ama onu sihirli bir çözüm gibi sunmaz. Doğru yaklaşım da budur.
HIPEC, doğru hastada anlamlı olabilecek ileri bir seçenektir. Yanlış hastada ise ağır bir sürece dönüşebilir. Bu cümle sert ama doğrudur. O yüzden bu sayfanın tonu da böyle olmalıdır: ne gereksiz korkutucu ne de yapay umut verici. Duru, net, seçici.
HIPEC tedavisi, karın içine yayılmış bazı kanser türlerinde, ameliyat sırasında uygulanan bölgesel bir sıcak kemoterapi yöntemidir. Bu tedavi tek başına düşünülmez; öncesinde sitoredüktif cerrahi yer alır. Temel amaç, görünen tümörlerin çıkarılmasından sonra karın içinde kalabilecek mikroskobik hastalığı hedeflemektir. NCI ve NICE kaynakları, HIPEC’in özellikle peritoneal yayılım gösteren seçilmiş hastalıklarda ve ameliyatla birlikte uygulanan özel bir prosedür olduğunu açıkça tanımlar.
Doğru hasta seçimi bu tedavinin merkezidir. Her hasta aday değildir. Her yayılım aynı değildir. Her merkez aynı deneyime sahip değildir. Bu nedenle HIPEC hakkında en doğru cümle şudur: Bu yöntem, doğru hastada, doğru zamanda, doğru cerrahi ile anlam kazanır.
Tıbbi dosyalarınız, patoloji raporlarınız ve görüntülemeleriniz değerlendirilmeden net karar verilemez. Bu yüzden bir sonraki mantıklı adım, genel bilgiyle yetinmek değil; dosyanın uzman değerlendirmesinden geçmesidir.
HIPEC uygulaması genellikle 30 ila 90 dakika arasında sürer. Ancak cerrahi işlem ile birlikte toplam ameliyat süresi daha uzun olabilir.
Evet, HIPEC tedavisi ileri cerrahi deneyim gerektiren kompleks bir işlemdir. Hem cerrahi hem de ameliyat sonrası süreç dikkatli takip gerektirir.
Yaygın hastalığı olan, genel durumu cerrahiye uygun olmayan veya tümörün cerrahi olarak temizlenemeyeceği hastalarda HIPEC uygulanmayabilir.
Hayır. HIPEC tedavisi her hastada kesin sonuç vermez. Uygun hastalarda fayda sağlayabilir ancak sonuçlar kişiden kişiye değişir.
Her cerrahi işlemde olduğu gibi HIPEC tedavisinin de riskleri vardır. Bu riskler hastanın genel durumu ve hastalığın yayılımına göre değişir.
Ameliyat sonrası süreç hastaya göre değişir. Genellikle yoğun bakım ve hastane yatışı gerektirebilir. Tam iyileşme süreci zaman alabilir.
Ameliyat sonrası dönemde ağrı olabilir, ancak bu durum kontrol altına alınır ve hastaya uygun ağrı yönetimi uygulanır.
Hayır. HIPEC, sistemik kemoterapinin yerine geçen bir tedavi değildir. Belirli durumlarda cerrahi ile birlikte uygulanan ek bir yöntemdir.
HIPEC tedavisi, ileri cerrahi altyapıya ve yoğun bakım imkanlarına sahip donanımlı hastanelerde uygulanır.
Tıbbi raporlarınız ile başvurarak ön değerlendirme talep edebilirsiniz. Uygunluk durumu uzman ekip tarafından incelenir.
Hangi Hastalıklarda Kullanılır?
Kolon ve rektum kanserinin karın zarına yayılım gösterdiği seçilmiş hastalarda, HIPEC tedavisi cerrahi ile birlikte değerlendirilebilir.
Karın içinde jel kıvamında tümöral birikimle seyreden bu nadir hastalıkta, sitoredüktif cerrahi ve HIPEC önemli tedavi seçenekleri arasında yer alır.
Bazı kanserlerin karın zarına yayılması durumunda, hastalığın yaygınlığı ve hastanın genel durumu dikkate alınarak HIPEC tedavisi planlanabilir.
Yumurtalık kanserinin belirli evrelerinde ve uygun hasta grubunda, cerrahi tedaviye ek olarak HIPEC yaklaşımı değerlendirilebilir.
Mide kanserinin karın içine sınırlı yayılım gösterdiği bazı hastalarda, ayrıntılı değerlendirme sonrası HIPEC tedavisi gündeme gelebilir..
Karın zarı kaynaklı nadir tümörlerde, deneyimli merkezlerde uygulanan sitoredüktif cerrahi ve HIPEC tedavisi önemli bir seçenek olabilir.
Ekibimiz dosyanızı inceleyerek HIPEC tedavisinin sizin için uygun olup olmadığını değerlendirir ve sürece dair yönlendirme sağlar.